Hani insanın bir arkadaşı olur, onunla dışarı çıkmaktan, konuşmaktan, dinleyip anlatmaktan, sinema figürleri baktıktan sonra ucuz dvd aramak ve ardından bir kafede oturup bir bardak bira içmekten çok keyif alır, onunla deli gibi eğlenir ve onsuz olduğu zaman özler, anılarını hatırlar ve güler, arayıp ona hemen "buluşalım lan çok özledim" der ya, hatta halk arasında "en iyi arkadaş" olarak da tanımlanır, işte benim bir sürü öyle arkadaşım oldu zamanında. Bir elmanın iki yarısı misali, hiç ayrılmadığım, bir saat ayrı kalsam muhabbetini özleyeceğim bir sürü insan. Ama demek ki insanlar değişiyor, fikirler değişiyor. Benim ise şu anda saatlerce figür bakıp ardından ucuz dvd aramak için çırpınacağım bir insan yok yakınlarımda.
Var olmasına da, en fazla bir iki sefer dayanırlar. Bir süre sonra onlar da sıkılıp gider yani.
O yüzden geçen gün uzun süredir yaşamadığım bir hissi tekrar yaşadığıma inanılmaz mutlu oldum. "En iyi arkadaşım"ile onlarca dvd arasından yine daha önce birbirimizin izlediği filmleri alıp, hayallerimizde sahip olacağımız figürlere bakıp kaşarlı dürüm döner yiyip, kolonyalı mendillerimizi zula yapıp el ele tutuşarak minibüsümüze bindik. İnsanlar özlenir, arkadaşlar özlenir. Ama bir tanesi vardır ki, yanınızda olmasa da başınızı omzuna yaslayacağınızı her zaman bilir ve tüm o milyarlık Star Wars oyuncaklarından çok daha değerlidir. Bir anda elini bırakıp durup suratına baktığınızda ise tüm geçmiş arkadaşlıklarınızın toplamından böyle bir, 100-200 kat fazlasını, çok daha mutlu olduğunuzu ve herşeyinizle o insana ait olduğunuzu görür ve halinize şaşırırsınız. Şans bazen gülüyor insana yahu.