20090722

Sağ baştan say: Bir.

Sevildiğimi hissetmek, hayatta ulaşmayı en çok hissettiğim duyguydu. Nedense, ne kadar sevgimi göstersem de karşımı alamadım ve gereksiz ve anlamsız bir biçimde hep "tek" hissettim kendimi. Buradaki teklik kavramı ise "iki kişi konuşurken üçüncüsüne bok yemek düşer" sözündeki "üçüncü" kişi. Yani hayatta karşınıza çıkacak her sayımda "tek sayı" muamelesi görmek.
Orta okulda beden dersinde en kısa boylu çocuk ben olduğum için en sağa yerleştirilir ve ikişerli sıra olmamızı istediklerinde tek kalan hep ben olurdum. Bunun gibi yani. Bir süre öncesine kadar ise, bir arkadaş ortamındaki insan sayısına göre kişileri birbirleriyle eşleştirir ve "aa yine eşim yok" diye üzülürdüm. Şans eseri çift rakam saydığımda yaşadığım mutluluk ise o denli büyüktü ki çok sevildiğimi hissedip mutlu olurdum, ikili konuşmaların bir anda"üçlü" olabileceğini hesaba katmadan.
1 aylık uzak tatil, düşlediğim ama hayal kırıklığına dönüşür diye korkup düşünmekten uzaklaştığım Burçin'in hava alanında beni karşılayacak olması ihtimalinin gerçekleşmesi, tam ümidimi kesmişken onu, elinde adımın yazılı olduğu bir kağıdı sallarken görüşüm ve ardından Duygu'nun heyecanla araması ve koşarak buluşma yerine geleceğini söylemesi, Rengim ve Naz'ın İstanbul'da olup beni görmek istemeleri ile bugün kendimi ilk defa gerçekten değerli ve "sevilen" bir insan olarak görebildim.
Ve limonata içişimizin her saniyesinde aslında yorgunluktan dolayı belli edemesem de sevdiğim insanlarla olmanın mutluluğunu fazla abartılı bir şekilde hissettim.
İnsanlık için küçük ama benim için çok büyük bir adımdı.