20090513

With tired eyes, tired minds, tired souls, we slept.

"Bence her yağmur damlasının canı var. Aşağı süzülmeye başladıklarından itibaren nefesleri kesiliyor, rüzgarın savurduğu yere doğru istemsizce giderken bir insanın omzuna düşmenin hayalini kuruyorlar. Sadece insanlar onları kurtarabiliyor, diğer birikmiş cesetlerin yanına, yere düşmeden önceki tek dayanakları onlar çünkü. Ama yine de ben olsam insanlara çok güvenmezdim. Hele şeffaf şemsiyelerin onlarda ne derin hayal kırıklıkları yaşattığını düşünsene. O ümitle, heyecanla düştükleri yer aslında eski, topak topak olmuş bir kazağın yakası değil mesela, buz gibi, yapay bir maddenin ta kendisi. Çok kötü.
Bir de, ne ilginçtir ki, bunu bir tek ben biliyorum ve şu ana kadar hiç kimseye söyleme ihtiyacı duymadım. Onlar da duymamışlar belli. O yüzden her yağmur yağışında dışarı çıkıp birkaç can kurtarmak istiyorum. Aslında sadece onlar için değil, hayatını kurtardığım her damla, beni biraz daha sakinleştiriyor, serinletiyor, bir de o yüzden işte. "

Lisedeki buhranlı bir dönemimde yağmur yağarken atölye camından dışarıya, su damlalarına bakarken yazdığım kargacık burgacık birşeyler, kafamdan kağıda dökülmüş. Şimdi iyiyim. Böyle.