Taksimde çok güzel bir kafe var, bilen bilir. Adı Çiço. Evet, Çiço. Bu ismi nereden bulduklarına dair hiçbir fikrim yok ama Çiço'da bira 2 TL. Tabii 50'lik içmek istiyorsanız 3 TL'ye çıkıyor. Lakin ben hayatımda 4 TL'ye 70lik satan ve patates kızartması bu kadar muazzam olan başka bir mekan daha görmedim. Gelelim dekorasyonuna. Çiço, fiyatları gibi ortamın da güzel olduğu bir yer. Sigara dumanından ölmek istemeyenler için adeta bir sera havasına sahip camekanlı bölümündeki kırmızı koltuklarda kalabalık arkadaş grubunuzla deliler gibi eğlenebilir, sohbet edebilirsiniz.
Üst katı da bir hayli keyifli.
Bir tek, adının Çiço olmasının verdiği iç gıdıklanması hissi vardır, beni rahatsız eden. Bir de müzikleri.
Ben ilk gittiğimde kapıdan girince Cranberries duyup "aa iyi, fena değil" demiştim büyük bir ukalalıkla.
Ardından İsmail YK çaldığında biraz şaşırdım, "Ahahaha herhalde geyiğine çalıyorlardır" dedim.
Bu çalma listesini Serdar Ortaç, Murat Kekili, Beyonce, Ankaralı Turgut, Britney Spears, Demir Demirkan, Beatles ve Mustafa Sandal takip edince hep birlikte oradan koşar adımlarla uzaklaşmamız gerektiğine karar verdim.
Üstelik çok kalabalık gruptaki herkes bira içer ve garson biraları tek kişinin içtiğini düşünüp "Tuvalete biri kusmuş kalkın gidin, bu da hesap" diye adisyonu kafanıza atar ve lavabodaki pisliği sizden bilirse, Ankaralı Turgut'un verdiği sinirle 2 kişilik asansöre 6 kişi binerek hızlıca, evet hızlıca aşağı inip meydandaki waffle'cıların yolunu tutabilirsiniz.