Mesela gayet normal bir gün geçirmişsinizdir, evde bilgisayar karşısında, her günkü ritüel haline gelmiş eylemlerinizi gerçekleştirip sıkıldığınızda bir diğer aktiviteye geçmiş ve 12 saati tüketmiş, yatmaya hazırlanıyorsunuzdur. Yatmadan önce son şarkılarınızı dinliyor ve gün boyu neler dinlediğinize bakıyorsunuzdur kabaca. Bir anda aslında çok da melankolik olmayan, hatta neşeli sayılabilecek o şarkı çaldığında ise şiddetlice ağlamaya başlıyor ve hıçkırıklara boğuluyorsunuz. Görüş açınızdaki objeler, renkler kararıyor, soluyor adeta. Ve o zaman aklınızdan, aslında boşa geçirdiğiniz bu günün de sizi bazı şeylerin sonuna bir adım daha yaklaştırdığı ve hiç farketmeden normal bir gün deyip geçtiğinizde aslında içinizde hepten var olan hüznün ne kadar derin olduğunu geçiriyorsunuz. Aslında gününüz normal geçmemiş, sadece içinizdeki mutsuzluğun üzerini örtmüşsünüz, sürekli es geçmişsiniz üzücü olayları, ızdırapları. Otobüsteki ters koltuklara oturmuş sizden uzaklaşan insanları, ağaçları, denizi ve bulutları düşünmeye başlıyorsunuz aniden. Tabii o sırada yanınızda kimin olduğu da önemli bir unsur. Ne yazık ki o an bir daha yaşanmayacak, yaşanması özlenilen bir anı olarak bilinçaltınızda yer edecek.
Bu kötü haberi size ben vermek istemezdim ama tırnak yiyen genç kızların sonu hep böyle oluyormuş diye duydum.